gerçek hayatta kötü şeyler olunca "hayat bir film değil, her zaman mutlu sonla bitmez" denir ya, son zamanlarda izlediğim hiçbir dizinin/filmin mutlu sonla bittiğini hatırlamıyorum. kitaplarda da öyle. finallerde en iyi ihtimalle belirsizlik var hep. sanki bu düstur yer etti hikâye anlatıcılarında artık: her şey gittikçe kötüleşmek, dağılmak zorunda. karakter gelişimini göstermek istediklerini, bu yüzden jax'i giderek vahşileştirdiklerini anlıyorum ama bu durum benim hayatla ve kendimle ilgili umutlarımı hakikaten söndürmeye başladı. tabii ki bahsettiğim her şey kurgu ama insanın olayları algılama/alımlama biçimi de gördükleriyle, duyduklarıyla, izleyip okuduklarıyla şekillenmiyor mu? kaldı ki ne kadar kurgu olursa olsun tüm bu anlatılanlar yine bir insanın zihninden çıkma. yanisi şu dostlar: hayat bize tekme savurdukça örselenmeye, paslanmaya mahkum muyuz? iyilik için hiç umut yok mu? böyle bir dünyaya çocuk getirmek mantıklı mı? ya biz kalanlar nasıl kurtulacağız? intihar demeyin. yaşamak için sebebi olmayanın ölmek için de sebebi olmaz. biri beni öldürene ya da ben kendim akış içinde doğal yollardan ölene kadar burdayım
10
gece gece gerçeklerle bir daha yüzleşmemi sağladın, hala umutların sönük mü bilmek istedim